Normalde böyle bir yazı olmayacaktı. Sonuçta az araştırma ile bulunabilecek bilgiler olmanın yanında, yazma gibi bir düşüncemin olduğu bir konu da değildi. Sonuçta evet, bu yazı bir konuda bilgi içeriyor ancak bu bilgi kişiye bir konuda rehberlik etmiyor veya benim bu blogu açmama sebebiyet veren kaygılar arasında değil. Ancak bu yazı bir noktada kaygılarıma daha geniş bir perspektif kazandırıyor. En azından bunları bilen birisi daha geniş kapsamlı bir bilgiye sahip olacağından, öğrendiklerini daha farklı bir ışıkta inceleyebilecek.

Bir başka sebep ise bu yazının aslında “FRP nedir?” temalı bir başka yazının içinde bulunmasıydı. Açıkçası başlıktan çok kopup uzun uzun anlattığımı ve bunu yaparken eğlendiğimi fark edince ayrı bir başlık olarak açmak istedim. Bu girişten sonra, FRP tarihçesine nihayet girebiliriz.

Her şey 19.yüzyılda Gearg Leopold Von Reiswitz adlı bir teğmenin Kriegsspiel (Almanca’da “Savaş Oyunu” anlamına gelir) adlı bir oyunu yaratması ile başladı. O zamana kadar oynanan strateji oyunlarından çok daha farklı bir oyundu bu. Birlikler topografik bir haritada belli hızlara sahip birliklerin olduğu, her birliğin her şeyi göremediği (Fog of War) farklı renkte tarafların oynayabildiği bir oyundu. Fakat oyun asıl popülerliğini babasından sonra oyunun kurallarını rafine eden Georg Heinrich Rudolf Von Reiswitz’e borçlu.

Modern bir Kriegspiel seti.

Genç adam, 1824 yılında babasının yaratmış olduğu oyuna eklemeler ve düzeltmeler getirmiştir. Bu eklemeler tamamen gerçekçilik üzerine kurulu eklemelerdir. Bunlar sürpriz saldırılar, defans noktaları, destek birliklerin kullanımı hatta yakın savaşların nasıl sonuçlanacağına dair kurallardır. Bu versiyon o kadar sevilir ki Prens Wilhelm ve Helmund von Moltke, tüm birliklerde bu oyunun oynanmasına karar getirir. Bu oyun sayesinde gerekli vakit, masraf ve eforun harcanmasına gerek olmadan, ölümler ve yaralanmalar olmadan çeşitli savaş tatbikatları yapılabilir hale geldi. Hatta bu oyundan aldıkları tecrübe ile çeşitli taktikler geliştirdiler. Prusya ordularının Avrupa’yı baskı altında tutan Fransızları püskürtüp tüm Almanya’yı birleştirmelerini sağladı desek yanlış olmaz. Tabii bu oyuna eklenmesi gereken önemli bir etmen, çok sonraları 1876 yılında Albay Julius Adrian Friedrich Wilhelm Von Verdy du Vernois (Sanırım bu adamlar havalı ve uzun isimlere sahip olmazlarsa bunları yapamazlar) tarafından eklendi. Kendisi bütün oyunun kesin kurallar ve şans faktörü ile belirlenemeyeceğine inandığı için yerine göre kararlar alacak üçüncü bir oyuncu olan “Umpires” adı verilen oyun yöneticilerini ekledi. Bunlar da bizim için ilk oyun yöneticileri oluyor.

Tabii bu furya Almanlarla sınırlı kalmadı. Rus Dükü Nicolas Nicolaevich Kriegsspel oyunu o kadar çok sevdi ki kendi ülkesinde de yaymaya çalıştı. Bununla birlikte Almanlar da kendi oyunlarını 1898 yılında Jane’s All The Worlds Fighting Ships adı altında çıkardılar. Bu oyun tabii ki gemi savaşları üzerineydi. Bir başka popüler oyun da sanıyorum ki 1913 yılında, bilim kurgunun muhteşem üstadı H.G Wells tarafından yapılmış Little Wars idi. Diğer oyunlardan daha basit kurallara sahipti. Minyatür kullanımını ortaya atan ve amacı orduya savaşı öğretmek olmayan ilk oyundu ama aynı mantalite ile oynanıyordu.

1913 yılından bir London News illüstrasyonu, H.G Wells elindeki ip ile ölçüm yapıyor.

Şimdi, gözümde en önemli kırılma noktasına geldik. Savaş oyunlarından rol yapma oyunlarına olan geçiş. Bu konuya kırılma noktası dememin ilk sebebi fantastik türde oyunların ortaya çıkış sebebi. 1970’lere doğru savaş oyunları çoktan bir endüstri halini almıştı. Her endüstri kendi üstünde olan ilgiyi tutmak için inovatif fikirlere ihtiyaç duyar. Genel olarak savaş oyunları hep aynı temada olduğu sürece, uzun süreli olarak ilgi çekemezdi. Bu endüstri, asıl para kaynağı olan gençler arasında fantezi türünün popülerlik kazanması ile ilk inovasyonunu yaşadı. Artık oyuncular topçu birlikleri yerine, ejderhalarla oynamak istiyorlardı. Bu konuyu yazan insanlar genel olarak bu isteğin sebebini Yüzüklerin Efendisi’ne bağlasalar da dönemin diğer popüler eserlerini göz ardı etmeleri üzücü bir durum. Evet, Yüzüklerin Efendisi çıktığı andan beridir popüler ancak Sword and Sorcery diyebileceğimiz bir temayı doğuran Conan serisi ve Elric serileri o dönemde popüler olmuş serilerden sadece birkaçı. Bu kadar önemli eserlerin hor görülmesini veya etkilerinden bahsedilmemesini de üzücü buluyorum

Ciddi manada ortaya atılmış olan, çoğu eski FRP severlerin (Eski FRP’cilerden kim kaldı ki) göz nuru Chainmail ise bu kırılma noktasının bir ürünüdür. Kendisini bu hobiye vermiş olan iki önemli isim, David Arneson ve Gary Gygax  (ya da Jary Jygax, eğer ki Lejandary Adventure oyununu oynadıysanız, bu takma ismi de duymuşsunuzdur) orta çağ temalı savaş oyunlarının fanı olduklarından, “The Castles and Crusades Society” yani “Kaleler ve Haçlı Savaşları Topluluğu”na üyeydiler. İkili bu fantastik temaya bir geçiş kararı alıp birlikte Chainmail sistemini ürettiler. Bu olduğunda sene 1970’di. Ancak o sıralarda bile ordu savaşından parti savaşına geçiş düşünülmemişti… Ta ki Blackmoor dünyasına ve Kurbağa Tanrının Tapınağı’na kadar.