Rol yapma oyunları aşırı ciddiye alınan bir konudur. Kişi saatlerce hazırlık yapar, karakterler yaratır ve dikkatli bir şekilde özelliklerini ve geçmişini hazırlar. Bu kadar emek verip yarattığımız şeyi dolayısı ile ciddiye alıyoruz. Ben de bazen bunun bir hobi ve oyun olduğunu unutup kendimi kaptırıyorum. Bundan ötürü eğlenmek için oynayanlarla kavga ettiğim bile oluyor. “İnanılmaz yahu! Sen bu oyunu eğlenmek için mi oynuyorsun! Bu masada eğlence yoktur. Karakterini kendi koyduğum kurallara göre oynamalısın!” gibi cümlelerle parlayıp gürlediğim zamanlar oluyor. Tabii tek suçlusu da ben değilim. Oyun sistemleri de bu konuda bana aşırı yardımcı oluyor. Gerçeklik hissini vermek için konulmuş kurallar oyun olduğunu unutmama sebebiyet veriyor.

Son zamanlarda okuduğum ve benim gözlerimdeki bu hayal perdesini kaldıran bir oyunu da okuyucularla paylaşmak istedim. “Kobolds Ate My Baby!” başka oyunların ciddiyetine sahip değil ancak içine konan emek ve yürek en az diğer oyunların ki kadar fazla. Kendini ciddiye almayan, olabildiğince komik olmaya ve insan eğlendirmeye çalışan bu sistem. olabildiğince basit, komik, eğlenceli ve başarılı olmayı gözümde başarıyor.

Öncelikle sistem cidden muhteşem insanlardan çıkmış durumda. Christopher O’Neill ve Daniel Landis 9th Level Games adı altında gene aşırı sevdiğim ve güldüğüm “Ninja Burger” oyununun tasarımcısılar. Bu oyun hakkında da bir inceleme yapmak isterim ama benden önce zaten güzel bir yazı yazılmış. Melih Demir’in Kahramangillerdeki yazısına buradan ulaşabilirsiniz. Bunun dışında “Dork towers” ve “Munchkin” çizeri John Kovalic de kitabın içini süsleyen harika çizimleri ile kitaba katkıda bulunmuş.

Oyun hassas kişiler için değil. Başlıktan da görüldüğü üzere ana konu, Sürekli yiyecek bebek peşinde olan kral Torg’u (All hail King Torg!) doyurmak olan şapşal koboldların, yiyecek toplama serüvenleri. Bu aptal, vasıfsız, sakar ve gereksiz koboldlar köylere ve kasabalara, bebek ve tavuk çalmak için yağma yapıyorlar. Oyun ekibi de bu koboldlardan birisi. Bunu komik bulmayacak hassasiyette insanlar olabilir. O kişiler bu yazıya devam etmek zorunda değiller. Merak edenler için ise kitap ve kural incelememize devam etmelerini tavsiye ediyorum.

Tasarım

Kitap maalesef ki elimde pdf halinde bulunduğundan sadece içerik ve resim olarak eleştirebileceğim. Bir kere 50 sayfalık olan kitap oldukça tatlı ve komik resimlere sahip. Kitap içinde bulunan şaklaban koboldlar ve onlar üstünden anlatılan mizahi ögeler kitabın muzip yapısını daha da güçlendiriyor. Kovalic abimizin klasik çizimlerine sahip. Bunun dışında kitap okunduğunda gayet anlaşılır ve takip edilebilir bir sıra ile gitse de tabloların karman çorman bir şekilde dizildiği de bir gerçek. Tasarım genel olarak yormasa da aynı konuya tekrar değinecekleri için iki konunun ortak tablosu, ikisinin arasında bir yerde ya da tamamen alakasız bir yerde olabiliyor.

Bunun dışında koboldlardan bahsetmemiz lazım. Burada bulunan koboldlar, 2. edisyon ve sonrasında olmuş olan sürüngene benzeyen varlıklar değil de ilk edisyonun muazzam köpek şeklindeki koboldları. Evet arkadaşlar, Gary Gygax’in koboldları köpeğe benzerler. Şimdi bunu bilince Baldur’s Gate oyununda Naskel madenlerindeki madencilerin köpek betimlemeleri ve kobold havlamaları anlam kazanmıştır.

Mutluluğun resmi.

İçerik

Kitap 50 sayfa boyunca mizahi dilini kullanarak kurallarını ve evrenini açıklıyor. Kitap temelde 4 bölüme bölünmüş durumda. Bunun dışında kendi sistemi olan Beer & Pretzel (Bira ve Pretzel) oldukça basit ve hoş bir sistem. Sistemin diğer sistemlerden farkı bazı meta ve eğlence kurallarına sahip olması. Örnek vermek gerekirse, pazarlık yeteneği oyun içinde alışveriş için kullanılmıyor. Koboldların beyinleri pazarlık yapamayacak kadar küçük. Onun yerine pazarlık yeteneği, oyun yöneticisine (Oyunda ismi Muhtar) yalvarmak için kullanılıyor. Tekrar zar atmak ya da ölmemek için pazarlık yeteneğiniz üstünden zar atıyorsunuz. Ya da oyun içindeki zorluğu düşürmek için kobold gibi havlıyorsunuz. Her havlama ve uluma, bir öncekinden daha yüksek sesli olmalı. Bu oyun ses çıkarmanın sorun olmayacağı bir yerde oynanırsa en iyisi olur.

1.bölüm klasik rol yapma nedir ve sistem tanıtımı bölümü. Bu bölümde oyun içinde kullanılan bazı kavramlar açıklanmış ve bir koboldun hayatı ve davranışlarından bahsedilmiştir. Sık sık bulacağınız bazı kelimeleri örneklemek gerekirse;

  • Kral Torg(All hail King Torg!): Tüm koboldların kralı. Ya tüm kralların ismi Torg ya da Torg tüm koboldların kralı. Tabii kobold beyni aşırı küçük olduğu için bu fark etmiyor. Torg çok aç ve Torg sürekli beslenmeyi bekliyor. Tabii ki koboldlar da onun yemesi için leziz bebekleri kaçırıp ona yedirmek için çabalıyorlar.
  • Vor: Öfkenin ve koboldların tanrısı. Siz de koboldların tanrısı olsaydınız, siz de öfkelenirdiniz.
  • Tabriz: Koboldları kölesi olarak kullanan güçlü ve kötü büyücü. Yüksek ihtimalle koboldları kullandığı için maceracılara kaybeden 5. seviye bir necromancer ya da warlock.
Koboldlara tanrı olsaydınız, siz de psikolojik olarak sorunlu olurdunuz.

2. bölüm ise karakter yaratma ile ilgileniyor. Karakter yaratma hızlı ve eğlenceli. Oyuncu sırası ile Brawn (güç), Ego (karizma ve zeka), Extraneous (büyü yapmak ve şans gibi gereksiz şeyler) ve Reflex (çeviklik) statlarını doldurmak için her birine 2 tane 6’lık zar atılıyor. Bu özellikler üstünden can, hasar gibi ikincil yetenekler belirleniyor. Hemen ardından yetenekler seçiliyor. Yetenekler kendi içlerinde normal ve tehlikeli olarak ikiye ayrılıyor. Tehlikeli yetenekler, Tırmanma ve saklanma gibi kullanışlı yeteneklerken diğerleri de kendi çaplarında kullanışlı (hehehehe). Tehlikeli yetenekler her kullanıldığında, İğrenç kobold ölüm puanı ekliyor size. Bu konuya 4. bölümde değineceğim(hehehehehe). Bunun dışında varsa büyü yetenekleri (bira duvarı ya da süt elementi gibi) seçilebiliyorsa onlar seçiliyor. Büyü yetenekleri saçma ama kullanışlılar. Çoğunu başarı ile yapabilmek için gerçek hayatta da saçma şeyler yapmak zorundasınız. Bunun dışında Ninja Burger veya Shadowrun sistemlerindeki gibi pozitif ve negatif özellikler seçiyoruz. Ancak bu seçim zarla oluyor ve iki tane özellik bizim için çoktan belirlenmiş durumda. Hemen ardından başlangıç eşyaları da seçiliyor, daha doğrusu zarla alınıyor.

3. bölüm ise bir nevi savaş ve oyunun nasıl oynandığının biraz daha açılmasına dayanıyor. Basitçe kuralları anlatmak gerekirse; zorluk kadar 6 yüzlü zar atıyorsunuz. Toplamları kullandığınız stat’tan fazla ise (statlar 2-12 arası bir puanla başlıyor) geçemiyorsunuz. Bir elf’e vurmaya çalışmak, beceremeyeceğiniz kadar yüksek. Genel olarak insan olup yapabildiğiniz şeyler, koboldken yapabildiğiniz şeyler değil. Ama duvara çamur fırlatmakta çok iyisiniz! bir turda üst üste yapabileceğiniz aksiyon sınırı yok. Fakat yaptığınız her aksiyonun zorluğu bir puan fazla oluyor (2. aksiyonunuzun zorluğu 1 puan artacak, 2. aksiyonunuz ise 2 puan artacak gibi gibi). Bunun dışında oyun kendini kazanılabilen bir oyun olarak tanımlıyor. Oyun içinde toplanılan zafer puanları sayesinde karakteriniz hava atabilir veya yeni şeyler alarak karakterini geliştirebilir. Karakteriniz ölürse zafer puanları sonraki karaktere geçiyor.

Oyunun sonu az çok böyle oluyor.

4. bölüm ise sadece Muhtarların okunması için yaratılmış bir kısım. İçinde küçük bir macera bulundurmanın yanında, çiftlik hayvanları, insanlar ve bebeklerin dövüş stat’larını hızlıca kasaba yaratmak için gerekli tabloları da içinde bulunduruyor. Bunun dışında oyunun en eğlenceli yanı olan ölüm tablolarını da içinde bulunduruyor. Oyuncu tehlikeli ve saçma şeyler yaptıkça iğrenç ölüm puanları topluyor ve de zar atıyor. Attığı zar ile puan sayısının toplamı 13 olursa tablodaki ölümlerden birini yaşıyor. Yeni karakter yaratmadan önce ölü karakterin oyuncusu masaya çıkıp yumruğunu kalbine dayayıp koboldunun yiğitliklerini anlatmalı.

Kısacası…

Kobolds Ate My Baby! kısa süreli, arkadaş çevresinde eğlenmek için oynanabilecek çerezlik bir oyun. Kendini ve rol yapma oyunlarını ciddiye almıyor, eğlenmenizi amaçlıyor. Bence yakın arkadaşlarla toplanmışken oynanıp denenmeli.

Tasarım:3/5

İçerik:4/5