O zaman yavaştan bu ahmakların başlarına neler açtığını anlatmaya başlayayım.

Grup tavernada toplandığında daha eylülün başıydı. Stilben tarafları çok nemli ve sıcak olur, yine öyle sıcak bir yaz günüydü. Bizimkiler (klasik olarak) tavernada tanıştı, o gece konakladılar ve ertesi gün toplayabildikleri bilgiyi toplayıp yola çıkmaya karar verdiler. Eklem Uyuyan Harpy hanında grubu beklerken aldığı ozanlık eğitiminin pratiğini yapıyordu, bu yüzden hancı Hudson gruba elinden gelen yardımı gösterdi. Ertesi gün haydutlar ve bölge hakkında biraz bilgi almaya çalıştılar.

Haydutların sayılarının 40 civarı olduğunu, Kalas lakaplı oduncu Danny ve tayfasının orada olduğunu, bir Melora rahibesi ve 2 müridinin ara sıra yanlarında görüldüğünü, aralarında korkunç bir büyücü olduğunu ve eski bir soylu tarafından yönetildiklerini öğrendiler. Grubun yarısı Wildemount’dan gelen ve şimdi de dönmeyi reddeden paralı askerlerden oluşuyordu. Bu soruşturma sırasında köylülerin de onlardan pek hazzetmediğini ve özellikle bölgedeki en büyük köy olan Bogsville muhtarının onlara neredeyse meydan okuduğunu öğrendiler. İşte bu anda asıl mesleği aşçılık olan sorcererımız Sylvar aslında çok sıradan olan o lanetli sözcükleri söyledi: “Aaa, Bogsville mi? Oranın harika sucukları vardır, eğer hepsini satmadıysan birkaç kangal yolluk alayım dostum.”. Sucuk muhabbeti, aylarca sürecek bir geyiği başlatmıştı artık.

Aylar sonra çizilen bir karikatürde bile uçan buçukluğumuz elinden sucuğu düşürmüyor.

Bizimkiler yola çıkmadan Arcana öğrencilerinin ustası Wilfix’i ziyaret ettiler. Wilfix onlara aptallık yapmamaları gerektiğini, haydutlarla uğraşmanın kraliyetin işi olduğunu anlatmaya çalıştı. Ama grup her şekilde gidecekti. Wilfix baktı ve “Madem öyle sizin de bir orduya ihtiyacınız olacak.” diyerek onlarla bir sırrını paylaştı. Gidip “Biz halkı ayaklandıracaktık da…” diyerek onlarca silah almak pek mümkün olmuyor, özellikle yeni bitmiş bir iç savaş sonrası halkın silahsızlaştırılması için çok uğraş verilmişken. Wilfix 70 yıl önce yakınlarda keşfettikleri ama İnanç Muhafızları’nın baskısı ile araştırılmadan mühürlenen bir zindandan bahsetti. Onlara da küçük bir büyülü nesne verdi, bunun bahsettiği yere yaklaştıklarında illüzyonla gizlenen girişi görmelerini sağlayacağını anlattı. İçeride zırhlı ve silahlı iskeletlerin varlığından bahsedip bunların eski de olsa iş görebilecek ekipman olduğunu anlattı.

İşte esas problem burada başladı. Eğer bu lanet Arcana iblisi çaylakların eline böyle güçlü ve gizli bir bilgiyi vermeseydi herkes hayatına huzurla devam edebilecekti. Yardım etmeye çalışmışmış, cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla döşelidir ve ustaları dahil bu grup kendi yollarını yapmak için var güçleriyle çalıştı.

Şimdi resme bakınca az çok tanrıların buradaki planını görmek zor değil. Haydutları köylüler de sevmiyor hatta bir muhtar doğrudan onlara meydan okuyacak seviyede. Savaşacak kişi var ama silah yok. Bizim grubun da bir orduya ihtiyacı var. Hmm… Yok cidden her şey ortada. Yani muhtarla konuş, onlara destek olacağını söyle, git silahları al, köylüye ver ve yeni ordunla haydutları yok et. İşte her şey bu kadar basit gibi görünürken bu grup Bogsville’e gitmeyi reddedip yakınlardaki -haydutların kontrolünde olan- Talloak köyüne gidince ve sabah ilk iş bir katır alıp zindana doğru ilerleyince şaşıp kalmıştım.

Zindanda olanları da ikinci bira gelince anlatayım…