Xaeniver’in itirazları ile aralarında yaşadıkları ufak tartışmalardan sonra grubun lideri Eklem “Buraya hazine için geldik bu kadar ilerlemişken bırakmayacağız.” diyip son noktayı koydu ve anahtarı kilide yerleştirdi. Tüm kapıdaki mühürlerin parlamaya başlaması ve genel bir ışık şovu sonrası kapı aralandı ve içeriden aheste aheste, umursamaz tavrıyla baş belaları çıktı. Bu bela, başını sürünürken bile bir adam boyundan yüksekte tutan bir yılan iskeletiydi.

Bizimkilere hiç dikkatini çevirmeden yavaşça çıkışa yönelirken, arkasından Xaeniver “Böyle bir kötülüğü dünyaya salamam.” diyerek son büyüsünü atmaya çalıştı. Bunu farkeden Roth ve Ulrich aynı anda Xaeniver’in ellerini tutup engel oldular. Ama ses çıkmıştı bir kere. İskelet meraklı bir şekilde geri döndü ve “Beni mi öldürecektin?” diye sorup bu merağını gidermek istedi. İşlerin daha da kötüye gitmesini engellemek isteyen karizmatik lider Eklem ve sempatik bela Sylvar hemen araya girip ortamı yumuşattılar. İskelet -bizimkiler şu anda bundan haberdar değil ama bir naga- onu kurtaranların insan ve ufaklıklardan oluşan bir grup olmasına şaşırmıştı ama yine de onlara bir iyilik borcu olduğunu söyledi. Bizimkiler ona şimdi nereye gideceğini ve ne yapacağını sorsa da naga “Eski bir dostu ziyaret ederim.” deyip geçiştirdi. Sylvar bu iyilik borcunu hemen kullanmak istedi. Nagayı Grimfolk konağına gönderdi ve sonrasında bununla bolca gurur da duydu. İskelet istediklerini yerine getireceğini söyleyip oradan uzaklaştı.

Burada bir not girip nagaların genellikle hazine odalarını korumak için yaratılmış varlıklar olduğunu ve bu tip hazinelere düşkün olduklarını söylemek uygun olacaktır. Daha sonra hikaye ilerledikçe nagalar hakkında detaylı lore vereceğim bir yazı gelecektir.

Bizimkiler hafiften naganın gidişini izlerken diğerleri de hazine odasına göz attı. Bu binlerce yıl içerisinde naganın öfkesi ile cidden değerli denebilecek birçok şey odadaki tozdan hallice bir boyuta ufalanmıştı. Her tarafa saçılmış parıldayan binlerce madeni para grubun aklını aldı ama toparlarken bunların çoğunlukla bakır ve gümüş olduğunu görmeleri de kalplerini kırdı. Üzerlerindeki büyü sayesinde zamanla yıpranmamış ve naganın darbeleri ile parçalanmamış bir kaç tomar da buldular. Bunları grubun büyücüsü Xaeniver inceledi. İncelemenin sonucunda aslında bunların erişmesi çok güç olan yaşayan ölü yaratma teknikleri ve iblis çağırma büyüleri olduğunu farkettiği anda tepkisi bunları kullanıp gücüne güç katmak yerine anında yakıp imha etmek oldu. İşte o yüzden bu çocuğun içinde iyilik var diyorum. Keşke arcana yolundan gitmeseydi.

Grup geç olmadan alabildiği yükü alıp katıra yükledi ve köyün yolunu tuttu. 20 civarı silahı ve paralardan gümüş ve altın olanları aldılar, bakırlar ve zırhlar geride kaldı. Başka kimse bilmiyordu orayı nasıl olsa, yarın dönüp toplayabilirlerdi. Tahminlerince katırda bin altına yakın değerde para vardı o anda. İçeride buldukları diğer hazineleri çoktan üzerilerine geçirdiler bile, Ulrich adamantin seti aldı. Diğerleri gümüş silahları paylaştı. Eklem de alev ışınları atan tacı taktı.

Bizimkiler zafer sarhoşluğuyla ilerlediler. Koca iskeleti göndermişlerdi düşmanlarının üzerine, zengindiler, herkes hayattaydı. Akşam üstü köylere yaklaştıklarında herkesin panik içinde olduğunu, kapı pencere sağlamlaştırdığını gördüler uzaktan. Köy meydanında mızrak ile eğitim yapan gençler de vardı. Kendilerini göstermeden sempatik ufaklığı ne olup bittiğini öğrenmek için gönderdiler köye doğru. Köylüler ona Grimfolk konağına saldıran dev yılan iskeletinden ve halkın korkusundan bahsettiler. İskeleti altetmişlerdi ama halk yine de korku içindeydi. Grimfolk ise her üyesini dört bir yana salıp onun nereden geldiğini öğrenmeye çalışıyordu. Çok da zor olmadı zaten, dev bir sürüngenin izini kör bir dilenci bile sürebilir. Bu haberden sonra grup köye yaklaşmanın mantıklı olmadığını düşündü, sonuçta yanlarında bir katır yüküyle antik silah ve para taşıyordular ve grubun bir şeyler karıştırmış olduğunu anlamak zor değildi. Tepelere gidip geceyi geçirebilecekleri bir yer aramaya başladılar. Korulukla kayalığın birleştiği yerde ışığını göstermeden kamp ateşi yakabilecekleri çukur bir arazi buldular. Sylvar ünlü sucuklarından pişiriyordu ve hakettikleri o güzel istirahate hazırlanıyorlardı.

İşte o anda kayalıktan aşağı bakan Ulrich birilerinin yaklaştığını farketti. Artık alacakaranlık yerini tamamıyla ay ışığına bırakıyordu ve uzaktan insan gibi görünen bu iri figürlerden saklanmak için ideal bir zamandı. Hemen ateşin üzerine toprak attılar ve herkes saklandı. Katırı bile koruluğa çekip bağladılar. Sonrasında ne mi oldu? Herkes toplanmaya başlamış bile, akşam dualarını bitirelim sonra anlatmaya devam edeyim.