Bizimkiler iyice saklandıklarına emindiler. Geldiklerinde sönmüş kamp ateşini görüp bunlar çoktan terketmiş diyerek gideceklerini düşündüler. Grup tepeye ulaştığında saklandığı yerden bakan Eklem hemen iri figürü tanıdı, bu “Kalas” lakaplı oduncu Danny idi. Yanında da onun tayfasından iri yarı diğer zorbalar vardı. Danny ve adamları çevreye bakınıp tetikte ilerlerken hemen kenarda üstlerinde ağır zırhla saklanmaya çalışan Roth ve Ulrich’i farkettiler. Sadece o ikili ortaya çıkıp “Tüh, biz de iki kişi buralarda keşif yapıyorduk.” diye ayak yapsalar da Danny bunu yemedi ve en son Eklem de kendini gösterip onları ikna etmeye çalıştı. Danny’nin adamları çevreye bakınırken iyi saklanmış gnome Xaeniver’i farketmediler ama taşıdıkları metal yığını bariz ortadaydı. Buçukluk Sylvar zaten katırın yanında koruya doğru girmişti ve bir sorun olursa oradan müdahale edecekti. Hesaplamadığı şey koruda gerilen yayların sesini duymak ve elf aksanıyla bir sesin ona “Çıt çıkarırsan adım atamadan ölürsün.” demesiydi.

Danny bizimkilere tam güzellikle bir seçenek sunuyordu ki savaş rahibi Ulrich teslim olmaktansa ölmeyi yeğleyen tavrı ile adamantin gürzünü Danny’e doğru savurdu. Savaş çok sürmedi, zaten ölümün eşiğinde olan grup normalde bu haydutlarda zorlanmazdı bile ama Ulrich, Roth ve Sylvar 10 saniye geçmeden düştü. Eklem ve Xaeniver de silahlarını bırakıp teslim oldular. Dostlarını hayatta tutmak için izin istedikten sonra baygın arkadaşlarını da taşıyarak Grimfolk konağına esir olarak götürüldüler.

İşler hiç de istedikleri gibi gitmiyordu. O zafer sarhoşluğu yerini derin bir kasvete bırakmıştı. Konağa girerken Eklem her şeyin değiştiğini gördü, o güzelim dekorlar yerlerini kalas desteklere bırakmış, bahçe çitinden hallice örme tuğla duvarlar ise kazıklar ve desteklerle bir sura çevrilmişti. Surun bir yanında gece karanlığında bile farkedilebilen bir yanık ve yıkım izi görülüyordu. İçeride bir düzine insan bir Melora rahibesinin çevresine toplanmış dua ediyorlardı. Bizim grup bunun bir cenaze töreni ve orada yakılan ağıtlar olduğunu hemen anladı. Elleri ve ayakları bağlı bir şekilde depoya atıldılar, aralarında durumu tartışırken askerlerden biri geldi, Eklem’i çözdü ve kendisine çeki düzen vermesini söyledi. Liderleri ile görüşecekti.

Eklem babasının çalışma odasına gidip en azından oranın biraz eski halini andırır bir şekilde olduğunu gördüğünde mutluydu, karşısında duran adamı tanıdığını farkettiğinde bu mutluluğun yerini merak aldı. O adam daha yirmilerinde ve neredeyse kendisiyle yaşıt, şölenler ve davetlerden tanıdığı Grimshaw ailesinin genç oğlu Patrick’ti. Kendisi de bir soyluydu ama onların toprakları buralardan biraz daha uzak kalır, onları terkedip neden buraya geldiğine anlam veremiyordu. (Bu Patrick karakteri serüvenimiz başlamadan önce Xaeniver ve Sylvar karaktere girsin diye yaptığımız bir başlangıç seansında karşılarına çıkan biriydi. Eklemin bu durumdan haberi yok ama ufaklıklar kendisinin çok da iyi biri olmadığını biliyor. İstemeden de olsa sevdiği bir köylü kızın ölümüne sebep olmuştu ve bunu üstünü örtmek için bir tanığı da öldürmüştü.) Patrick de onu tanıdığını söyledi, konağı devraldığı için özür diledi ve sonra olayları anlattı.

Kendisi Wildemount’dan gelen paralı asker orduları ile birlikte İnanç Muhafızlarına karşı dövüşen gruba katılmıştı. İşler yatıştığında evine dönüp orada ailesinin infaz edildiğini öğrenince yıkılmış ve kimliğini gizleyip oradan uzaklaşmıştı. Bu savaş sırasında tanıştığı dostları ile bir grup kurup o dönem boşta olan Oldenburg konağına yerleştiler ve bir direniş başlattılar. Patrick’in artık ne Arcana’ya ne de krallara inancı vardı. Onlara hizmet etmeyeceklerdi ve bu topraklarda insanlara onlardan kat kat daha iyi hizmet vereceklerini söyleyip himayeleri altına aldılar. Asla gereksiz kan dökmüyorlar ve halktan sadece vergi talep ediyorlardı. Tüccarlardan da korudukları ticaret yollarından geçiş ücreti aldıkları doğru ama halkın onları haydut olarak yaftalamasına çok üzüldüklerini üstüne basarak söyledi. Kendisi ile aynı kaderi paylaşan birini bulduğu için çok sevindiğini bildirip bu direnişte Eklem’in, bu toprakların eski hakiminin de onlara katılmasının çok önem taşıdığını anlattı. Eklem seçeneklerinin sınırlı olduğunu biliyordu ama katılmazsa ne olacağını sordu. Patrick güvenlik açısından tüm ekipmanlarına el koyacaklarını ama gitmekte özgür olduklarını anlattı. Zaten gelen altın ve silahlar bir çok şeyi açıklığa kavuşturmuştu. O iskeleti ortaya çıkaran bizim gruptu ve Grimfolk’un başına açtığı beladan dolayı onları kan parası olarak vereceklerdi. Eklem kendi adına bu direnişe katılmak istediğini ama dostları adına bir cevap veremeyeceğini bildirdi.

Grubun devamı da silahsız ve gözetimli bir şekilde serbest bırakıldı. Yaralarını sardılar ve yemek verdiler. Arcana elemanları o bahsedilen güçlü büyücü ile görüşmeye gideceklerdi ama ondan önce çok sessiz kalan ve yemeğine bile dokunmayan Roth’u farkettiler. Roth buradaki Wildemount askerleri arasında bir komutanı farketmişti, onların liderlerini. Bu adam kervanlarını soymaya gelen ve ustasını öldüren şerefsizin ta kendisiydi! Jacque onu hiç tanımadı bile, hala pişkin gülümsemesi ile sanki birkaç saat önce adamlarını kaybetmemişçesine rahibeyi ayartmaya çalışıyordu. Grup daha tanışalı sadece birkaç gün olsa da yoldaşları olan Roth’un acısını ve öfkesini anlayıp doğru vaktin şu an olmadığını söylediler. İlk fırsatta intikamı alınacaktı. Şimdi ise büyücümüz Ellaine ile tanışma vakti.

Ellaine bizim ufaklıkların ustası İllüzyonist Wilfix’in eski öğrencisi. Wilfix’in eğitimini çok sıkıcı ve yetersiz bulunca gidip iç savaşa katılmış ve yıkım büyülerini savaş alanında denemek istemiş. Ufaklıkları da bu şekilde ayartmaya çalıştı. Onlara Wilfix’in küçük sadık köpekleri olarak hiçbir yere varamayacaklarını, eğer onlara katılırlarsa hükmedecekleri gücün sınırsız olduğunu anlatmaya çalıştı. Balkona çıkıp gökyüzüne geceyi aydınlatan bir alev topu fırlatması da güç ve gösterişi ne kadar sevdiğinin özetiydi. Ufaklıklar çekimser kalıp tabii ki ortak işler yapmak istediklerini söyleseler de hiçbir şeyin sözünü vermeden oradan uzaklaştılar.

Yeni gün ile grup apayrı bir yönde yol alacak, ben de bu hikayeye yarın devam etsem iyi olur.