Daha önce FRP tarihinin nasıl başladığını anlatmıştık. Gygax ve Arneson adındaki iki önemli figür, 1970’lerin başında fantastik savaşların döndüğü, orta çağ soslu bir oyun yaratmak için kollarını sıvayıp Chainmail sistemini yarattılar.

Chainmail içinde büyücülerin, rahiplerin ve canavarların bulunduğu bir dünyaya ihtiyaç duyuyordu. Arneson ve Gygax bunları sağlayabilmek için kendi evrenlerinde çalışmaya başladılar. Bu iki evren, D&D’nin ne olduğunu belirleyecek öneme sahip evrenlerdi.

Blacmoor dünyasına hoşgeldiniz

4e için Points of Light ne ise, Blacmoor da eski D&D için o. Gerekli bir deneme tahtası, İçi gün geçtikçe doldurulmuş.

David Arneson’un Blackmoor Evreni, 4 macera ve birkaç ilginç savaş noktası dışında tamamen boştu. Zaten tam teşekküllü bir evren kurmak gibi bir niyeti veya bunu yapabilecek vakti yoktu. Sistem kendi içinde hem Chainmail hem de D&D için yazılan maceralara sahipti. Bunlardan en ünlüsü “Temple of the Frog” ismindeki macera idi. Bu macerayı anlatmazsam öleceğim çünkü macera benim favori maceralarım arasında.

Temple of the Frog, klasik bir macera edası ile açılıyor. Bataklıkta bulunan bir tapınağın etrafındaki köylerden insanlar kaçırılmaya başlıyor. Bu kaçırılmaların arkasında tapınağı mesken tutmuş kült mensuplarının yarattığı genetik olarak değiştirilmiş kurbağalar bulunuyor. Kült lideri Stephen the Rock, (maceranın yazılmasına yardımcı olan Stephen Rocheford’a gönderme) kült mensuplarını elindeki sihirli güçlerle bir tanrıya hizmet ettiği konusunda inandırmakta başarılı olsa da Stephen aslında bir uzaylı ve güç dediği şey ise yıldızlararası teknolojiden ibaret!

Böyle hem klişe hem de muhteşem dönemeçlere sahip hikayeler eski D&D’nin temelini ele alır. Blackmoor dünyası kendi içinde ilk zindan kurallarına, bununla birlikte Chainmail ve erken D&D ölümcüllüğüne sahiptir. Silah hasarları yoktur. Hasar yiyen kişi normalse 1 hasarda, kahramansa 4 hasarda, süper kahraman ise 8 hasarda ölür. Hasarın hangi silahtan geldiği fark etmez ve tuzaklar insanlara Vietnam flashbackleri yaratabilecek kadar korkutucudur.

Ancak maalesef Chainmail için olan Blackmoor, D&D’nin yayımlanmasına yetişemedi. Sonradan bir ek kitap olarak çıktı. Çıkmasının hemen ardından da kendi macera kolu olan DA serisinden sırası ile “Adventures in Blackmoor”, “Temple of the Frog”, “City of the Gods”, “The Duchy of Ten” gibi ortaya karışık ve eski D&D için bile biraz garip eserler öne sürüldü. AD&D’nin oluşmaya başladığı dönemde Blackmoor settingi Mystra evreninin içine yedirildi.

Gygax’in Homebrew evreni Greyhawk

Zagig Yragerne adındaki deli büyücünün eğlencesine yaptığı devasa zindan. Blackmoor içi doldurulan bir çerçeve ise, Greyhawk bardaktan taşan sudur.

Greyhawk ise Blackmoor’dan çok daha farklı bir anlayışla öne sürülmüştü. Temelde iki evren de savaş oyunlarından parti oyunlarına geçişin bir parçasıydı. Her ne kadar Blackmoor zindan fikrini ortaya atan ilk evren olsa da tam manasını yakalayan asıl evren Greyhawk’tır.

Greyhawk’a bu vasfı sağlayan, onu otantik yapan şey Greyhawk’ın evde arkadaşlarla oynanıp daha iyi hale getirilmiş olmasıdır. Hali hazırda üretilmiş olan özelliklerin üzerine oyun sırasında eğlenerek hazırlanmış özellikler eklendi. Gary Gygax’in ilk zindanı olan, meşhur Greyhawk kalesi bitirilirken oyuncular ve DM (yani Gygax ve onun çocukları, dostları) hep birlikte kültürler, büyüler, efsaneler oluşturmaya başladılar. Bazı oyuncuların karakterleri tanrı oldu. Bazı oyuncular büyücülerini daha havalı yapabilmek için çeşitli büyüler eklediler, hepsinin oynadığı bu zindan, dünyanın temellerini derinden sarsıp, baştan yaratmaya başladı. En sonunda ise sevgi ve eğlence ile yaratılmış güzel bir evren bıraktılar.

İki evrenin de etkisi çok büyüktür. İnsanları oyunlarını oynamak için evren yaratmaya itmelerinin yanı sıra, FRP’nin temelleri de bu evrenlerde atılmıştır. Büyü mekanikleri, canavarlar, tuzaklar ve daha niceleri ilk kez bu “setting”de denenmiş ve popüler hale gelmiştir. Her ne kadar artık bu evrenler eskisi kadar destek ve ilgi görmüyor olsa da ilk olmaları açısından hobicilerin bilmesi gerektiğini düşündüğüm evrenlerdir.

Yazının 3.kısmında ise ilk RPG sistemlerine daha derin bir bakış sunmaya çalışacağım.