Bu kadar olayın üstüne grup artık yenilgiye doymuştu. Hiçbir şey istedikleri gibi gitmiyordu ve uçan kuşa borçlu hale gelmişlerdi. Ertesi gün istirahat ederken Patrick ile konuşup fey lanetini kaldırmak için Stilben’e gitmek istediklerini söylediler. Patrick her zamanki gibi gitmekte özgür olduklarını hatırlattı onlara. Hatta Sylvar’ın ısrarı üzerine çalışmalarına karşılık cep harçlığı bile almışlardı, 20 altın. Grup bir günlük yolu gitti ve şehre varınca ayrılıp bazı işleri kovaladılar. Eklem laneti kaldırmalık yol arıyordu ve bu yüzden Stilben’deki en büyük tapınak olan doğa tanrıçası Melora’nın mabedine uğradı. Arcana ufaklıkları ustaları Wilfix ile görüşmek istediler. Roth ve Ulrich de belki cepleri biraz para görür diye Grimfolk’tan uzakta iken maceracılara uygun iş var mı diye bakınmaya gitti. Eklem ile başlayalım.

Fey büyüsü altında olan ozanımız tapınağa girip rahip Seamus ile konuşmaya başladı. Rahip ona yaptığı şeyin akıllıca olmadığını söylese de bunun kendi iradesi ile yapılmış bir şey olduğunu hatırlattı ve Eklem’in deyişiyle kurtarılma ihtiyacı olmadığını söyledi. Tabii ki bu büyüyü bozacak şeyler vardı, bunu hem rahipler hem de büyücüler yapabilirdi. Ancak Seamus bu olaya girişmeden Eklem’e kalacak izi anlatıp onun biraz kafasını karıştırdı. Gönüllü bir şekilde girdiğin bir anlaşma, içtiğin bir anttan bu şekilde cayarsan tüm fey varlıklarının seni gördüğü anda hissedebileceği bir auran olur. Artık onların gözünde yeminbozan olarak işaretlenirsin. Fey torunu elflerin bile hissedebileceği bu yafta Eklem’i korkuttu. Seamus bu süreçte zaten böyle güçlü bir büyüyü herkese yapmayacaklarını, ya yüklü bir bağış ile muhtaçlara yardım etmesi gerektiğini ya da gönlünün gerçekten iyilikle dolu olması gerektiğini söyledi. Eklem iyiliği nasıl tespit ettiklerini sorduğunda Seamus Melora’nın kutsal suyunu sadece günahsızın yutabileceğini söyledi. Bunun üzerine Eklem denemek istedi, hepimiz tanrıların gözünde yerimizi bilmek isteriz, Eklem de farklı değildi. Oyma ahşap tastaki sudan aldığı yudumu tam yutarken genzinde hissettiği yanma ile öksürüp hepsini tükürdü. Seamus kaşlarını büküp yüzünde acıma ve merhamet karışımı bir ifade ile Eklem’e şans diledi ve uğurladı.

Wilfix’e uğrayan ufaklıklar da güzel haber alamadılar. Üstadları az kalsın Xaeniver’e sanki küçük bir oğlan terbiye edercesine şamarı basacaktı. Ahmaklıkları ile hem masumları tehlikeye atmışlardı hem de Wilfix’in kariyerini. Üstad illüzyon anahtarını geri aldı ve bizimkilere bu olayda onun bağını herhangi bir şekilde duyururlarsa onları mahvedeceğini bizimkilerin öğrencilik döneminden hatırladığı en ciddi yüzü ile anlattı. Gergindi ve stresten sürekli oynadığı sakalının örgüsünü bozmuştu. Özellikle Xaeniver’e yükleniyordu çünkü ikisinin de bildiği bir şekilde Sylvar çok parlak bir zihne sahip değildi ve onun yönlendirilmesi gerekiyordu. Wilfix hatalarını en yakın zamanda düzeltmeleri gerektiğini söyleyip bizimkilere yol verdi. Tasvirleri üzerine hala adını bile bilmedikleri naga hakkında bilgi toplamak için dostlarına da ulaşacağını söyleyip onlara bir yardım eli de uzatmış oldu.

Roth ve Ulrich de tavernaları gezip ilan panolarına bakındılar. Grup artık yenilmekten sıkılmıştı ve küçük de olsa bir zafere ihtiyaçları vardı. İlanların arasında krallık kolcularının bıraktığı wyvern ilanı dikkatlerini çekti. 5 kişilik bir grup olduğu için onu rahatlıkla indirebileceklerine inandılar ve 200 altınlık ödül de hoştu. Grup toplandı, görevi konuştu ve geceyi Uyuyan Harpy hanında geçirip sabah yola çıkmayı planladı. Sabah Eklem hem wyvern hakkında bilgi alma hem de fey büyüsünü sormak için Wilfix’le tanışmak istedi. Gittiklerinde kalabalık ve silahlı misafir sevmeyen Wilfix onları ne kadar kibarca buyur etse de hoşnutsuzluğu yüzünde belliydi. Wyvern’ların ejder kanından ama onların hayvanlaşmış biçimi olduğunu anlattı, boyutu gözlerinde canlansın diye dev kanatlı bir at tasvir etti. Kuyruğundaki zehri ise bir sığırı bile tek seferde öldürmeye yeterliydi, çok dikkatli olmaları gerekiyordu ve bunun karaborsada çok para etmesine rağmen taşınması ve ticareti kesinlikle yasaktı. Eklem’in büyüsünü de “Yarın gelin kaldırayım, bugün lanet kaldırma büyümü hazırlamadım.” diyerek çok sıradan bir olay olarak gördü. Yeminbozan izini o da onayladı ama çok da takılmaması gerektiğini söyledi, sonuçta ona göre hayatta yalan söylemeyen ya da sözünden dönmeyen kişi yoktu, bu hayatın bir parçasıydı. Daha önce Arcana üyelerinin ahlak yoksunluğundan bahsetmiştim değil mi? Basit bir dürüstlük kavramını bile kavrayamıyor bencil, hırs dolu beyinleri. Neyse Eklem biraz düşünmesi gerektiğini söyleyip sonra kendisine ulaşacağını bildirdi ve grup izin isteyip ayrıldı.

Yaklaşık 4 saat süren dağlara tırmanış süreci grup için zorlu ve yorucuydu ama sonunda bahsedilen yeri gördüler. Bu tepeye sinsice yaklaşmaya çalışırlarken uçan iki tane minik deri kanatlı ejderimsi yaratık görünce doğru yerde olduklarını anladılar ama wyvern’ın yavrularını hesaba katmamışlardı. Sylvar ve Eklem görünmez olup önden tırmandılar, diğerleri peşlerindeydi ama illüzyonist Xaeniver kapışma sırasında yavrular dahil olmasın diye bir kuş sürüsü görüntüsü yaratıp havada uçurdu. Yavrular doğrudan oraya doğru yöneldi ve ısrarla ısırmaya çalışsalar da bir türlü tatlarına bakamadılar. Sahte olduklarını anlamaları biraz zaman alacaktı. Bu sırada grup tırmandı ve fazla zamanları olmadığı için doğrudan önlerinde karanlık mağaraya daldılar. Burada Xaeniver dışında hepsi zorlanacaktı çünkü karanlıkta görüşleri yırtıcı bir wyvern ile kapışamazdı. Önden Roth ve Ulrich dalıp ağır zırhları ve kalkanları ile darbeleri engelledi, wyvern gerçekten vurmakta çok zorlanıyordu. Şanslı olduğu kısım grubun da ona vurmakta zorlanmasıydı. Arkadan bir meşale yakıp ortama biraz görüş katıldığında işler değişti. Wyvern yaralanmaya başlamıştı ve artık buradan çıkıp güçlü olduğu açık alana geçmesi gerekiyordu. Bu sırada yavrular da mağara dışından destek vermeye çalışan Xaeniver ve Eklem’i taciz ediyorlardı. Wyvern güçlü pençeleri ile mağara duvarlarına tutunup üstlerinden geçti ve engel olmaya çalışan Roth’u vurduğu göğüs darbesi ile kenara savurdu.

Buradan sonra savaşın rengi değişmişti çünkü artık Roth güçlü kılıç darbelerini vuramayacaktı ve wyvern rahatlıkla vur kaç yapabilecekti. Hatta beklemedikleri şey savaş sırasında wyvern’ın sırasıyla Eklem ve Ulrich’i tutup kayalıklardan aşağı bırakmasıydı. Yavrular da Xaeniver’i zehirleriyle bayıltmayı başarmıştı. Savaş zorlu geçti ama son anda kaçmaya çalışan wyvern’ı ardından vurup indirdiler. Kayalarda baygın yatan Ulrich’in yanına ilk Sylvar atladı ve sağlık iksirini ağzına boşalttı. Diğerleri de yaralarını sarıp hem mağarada değerli bir şey var mı diye bakındılar, hem de ödül için wyvern’ın başını kestiler. Biraz tartışma sonrası kuyruğundaki zehir kesesini de almaya karar verdiler. İyice pelerine sarılı bir şekilde çantaya tıkılmış ve saklanmıştı. Grup sonunda istedikleri sonuca ulaşmıştı ve zaferi kutlamak için şehre döndü.

Devamına yemekten sonra devam edelim…