Grup toplamda 13 kişi olarak savaşa hazır bir şekilde yola çıktı. Eklem yaklaştıkça kanı kaynıyor, zihnindeki güç daha da yoğunlaşıyordu. Bataklıkta yolculuğun ilk saatini hızlıca ilerlemiş olsalar da rüyada görülen noktaya yaklaştıkça artık yavaşlayıp gizlenmeye başlamışlardı. Sinsice bu açıklığa yaklaştıklarında her şey aynı rüyadaki gibiydi, ortada yalnız başına çöreklenmiş ve bekleyen naga vardı, bu 10 metre çapındaki açıklığın çevresi de ağaçlar ve bir cüce boyu sazlıklar ile kaplıydı. Grup naga farketmeden sinsice yaklaştı ve hala görülmediklerine emindi. Kolcuları üçlü gruplar halinde sağdan ve soldan dolaşmaları için gönderdiler, kaçacak yeri kalmasın diye uğraşıyorlardı.

Kolcuların pozisyona vardığını gördüğü anda saldırıyı başlatacak olan grup bir anda irkildi. Sol tarafta birbiri ardına giden kolcuların içlerinden bir yıldırım geçti, aynı anda sağ taraftaki kolculardan da acı çığlıkları gelirken sanki çevrelerinde sinekkuşu uçuyormuşçasına seri görünen ve vızıldayan şeyler geçti ve bunların dokunduğu yerden kan fışkırıyordu. Kaybedecek zaman kalmamıştı, herkes planladığı eylemi harekete geçirdi ve hücum etti. Patrick iki elle zor tutulan bir adam boyundaki kılıcını çekip naralar atarak nagaya doğru koşarken Xaeniver onu desteklemek adına boyutunu iki katına çıkarmıştı ve Patrick olabildiğine heybetli duruyordu. Grup hızla uçuşan varlıkların ağaçların arkasına saklandığını görmüştü ve onları doğrudan hedef alacak açıda olmasalar da alan tesirli büyüler ile hedef alabilirlerdi. Özellikle Eklem yarattığı ses patlamalarıyla, Ellaine de kontrollü alevtoplarıyla onları saklandığı yerde altetmeye çalıştı. Vızıldama ile sağdaki kolcuların hepsi artık düşmüştü ve bu varlıklar doğrudan en tehlikeli gördükleri Ellaine’e saldırıp geri çekildiler. En beklenmedik şey ise bir anda Ellaine üzerine gelen bir pençe darbesi ile görünmezlikten çıkan yeşil cadı olmuştu. Ortak düşmanları olan grubu altetmek için güçlerini birleştirmişlerdi ama grup da yeni dostlar bularak onlara sürpriz yaptı.

Sol tarafta yaralı ama hala ayakta olan iki kolcu doğrudan yaylarını gerip onlara yıldırımı atan nagaya doğru saldırılarını yaptılar. Kolcular için saldırıyı yapan şey görünürdü ve onlar için işler biraz daha belirgin olmuştu, ya iki tane naga vardı ya da ortadaki şey bir illüzyondu. Bu saldırılarla nagayı biraz yaralamış olsalar da kadim varlık kolay kolay pes etmeyecek güçteydi, yeni bir yıldırımla bir kolcuyu daha devirdi. Patrick ortadaki nagaya varıp kılıcını savurduğunda bu illüzyonun içinden geçince boy avantajı ile yıldırımın geldiği yöne baktı ve asıl naganın orada durduğunu gördü, hücuma devam etti. Eklem ve Ellaine bombardımana devam etti ve yeşil ufaklıklardan biri ses patlamasının etkisi ile saklandığı daldan yere düştü. Ulrich savaş için kilit isimlerden biri olan Ellaine’i hayatta tutmak için ona şifa büyüleri ile destek olurken, Roth, Xaeniver ve Sylvar yeşil cadıya darbe üstüne darbe vuruyordu. Cadı görünmez olup oradan uzaklaşmaya başladı, ufaklık gelip Ellaine’i minik hançeri ile delik deşik ettikten sonra uzaklaşmaya çalışırken, Ellaine’e gövdesi ile siper olmuş Roth’un elindeki Fey Avcısına kurban giderek yere yığıldı. Sol tarafta da işler çok iyiye gitmiyordu, Patrick daha önce Ulrich’i tek seferde yıkan o lanet büyü ile hedef alınmıştı, yıkılmadı. Patrick sonunda yanına varıp nagaya tüm gücü ile vurmaya başladığında naga artık kötü durumda görünüyordu. Kendisinin kaçmaya meyilli olduğunu bilen grup doğrudan oraya yönelip nagaya büyülerini boşaltmaya başladı. Geride kalan Roth ve Ulrich hala Ellaine’i koruyup hayatta tutmaya çalışırken Ellaine ve Sylvar da cadıyı bulmaya çalışıyordu. Sylvar saldırmaktansa dinledi ve gözledi, kıpırdayan çalılıkları gördüğü anda cadı şurada diye bağırdığında Ellaine fırsatı kullanıp bir alevtopu daha fırlattı. O anda yere kavrulmuş bir cadı bedeni yığıldı ve Eklem’in zihni huzura ulaşmıştı. Naga kaçamasın diye herkes paniklerken kolculardan geriye kalan tek kişi yayını gerdi ve nagayı boynundan vurdu, o da olduğu yere yığıldı.

Artık gördükleri kadarıyla çevrelerinde bir tehlike yoktu ama grubun ortaya saldığı bir bela yüzünden beş elf kolcu yerde baygındı. Herkes kurtarabilmek için birine doğru koştu ama sadece soldakilerden birine şifalı sözü ile yetişebilen Eklem ve yanındaki kolculardan birinin ağzına iksiri boşaltabilen Sylvar can kurtarabildi. Sonuçta zafer kazanılmış olsa da bu üç cesur kolcunun yasını tutacaklardı. Eve doğru ağır adımlı bir yürüyüş başladı, yolda elf soydaşlarının ölümünü grubun üzerine yıkan Ellaine’e Roth sert çıkıştı. Sonuçta hem sayıca hem de yapılan iş açısından bu savaşta Grimfolk üstündü ve tek kaybı da onlar vermişti, Gladio Populi bir çizik bile almadan çıktı. Herkes gergindi ve artık bu dostluğun yürümeyeceğini biliyordu. Konağa döndüklerinde yas tuttular, buruk bir şekilde kutladılar ve dinlendiler. Herkes için zor bir geceydi ve sabahına Patrick ne kadar daima müttefik olduklarını ve buraya gelebileceklerini söylese de grup artık konağı son görüşleri olduğunu biliyordu, vedalaştılar ve yola çıktılar.

Bu savaştan sonra artık çok daha güçlü olan savaşçılarımız bu gücü kullanıp yeni bir hayat kurmayı düşünerek Stilben’i ve lanetli topraklarını arkalarında bırakıp bize doğru yani Whiteruun’a gelmeyi planladılar. Bunun için tabii ki yeniden Wilfix’e danışacaklardı. Grubun hikayesinde bir kısmı geride bıraktık, siz bunu biraz sindirin çocuklar. Yeni kısma haftaya geçelim…