Lumina’nın en baştan beri Grimfolk ve benzeri durumlarla aşırı politik olduğunu gördünüz. İleride göreceğiniz durumlarla da entrika dolu olduğunu göreceksiniz. Spoiler vermeden çok da konuşamıyorum ama bunlardan çıkarımım şu olmuştu, “Benim oyuncularım entrika işini pek beceremiyorlar”. Onlara daha rahat edecekleri, en azından başlangıçta çok seçenekleri olmadan her şeyin siyah beyaz olduğu bir evren verdim. Sonradan tabii ki işler yine karışacak, yine bolca taraf birbirine karşı gelecek ve yine doğadaki ikilemi göreceğiz. Benim için siyah ve beyaz olmadığını oyuncularım bilir. Evren, ahlak, felsefe, insanın özü, ne dersen de asla hiçbiri tümüyle iyi ya da kötü olmaz. Yani sorgusuz kötü diyebileceğin şeyler vardır tabii ki, özellikle Abyss’ten iblisler ya da iradesiz yaratıklar gibi. Fakat bunlarla oturup konuşmazsın zaten, bunlar doğrudan istila eder ve sen de savaşırsın. Her insan ve kuruluşta iyi ve kötüyü yansıtmayı denerim ve onları kabul edeceklerse kusurları ile kabul edeceklerini gösteririm. İşte bunları çok da ortaya çıkarmadan bir dünya sundum oyunculara, biraz huzur bulsunlar diye. Size azıcık buradan bahsedeyim.

Artık tarih çok iyi bilinmiyor. Bu olay nasıl başladı ve nasıl ilerledi efsaneler ve hikayelerle dolu. Bilinen her şey unutuldu ya da yeniden yazıldı, arda kalan sınırlı kaynaklarla ve tarihçilerin öznelliğiyle. Bu olay derken neyden mi bahsediyorum? Artık gökte güneşin görünmemesiyle mi başlayayım? Yoksa ölenlerin ruhlarının artık bu diyarı terkedememesi daha mı korkunç olur? Gündüzleri güneşi hala hissedersiniz ve bakınca hafifçe gözünüzü alır, ama bu kuzey diyarlarında yaprak bile yeşertecek güçte değildir. Yoğun bulut tabakasının ardında hala azıcık da olsa geceleri ay ışığı belli olur. Fakat ayda bir gece, o son ay ışığının da olmadığı tek gece, bu diyarı terkedemeyen bütün ruhlar yeniden bedenlerine döner, artık bedenleri kalmadıysa serbest ruhlar halinde zifiri karanlıkta gezip hala soluk alan her şeyi aralarına katmaya çalışırlar. İşte bu lanet diriliş gecesidir, eğer o gece sığınacak bir yer bulamadıysanız sizde artık onlardan birisiniz. Serbest ruhlar gün ışığında gezemezler, bu yüzden hala gündüzleri yol alıp erzak arayabilirsiniz. Ama hala iskelet ve zombi ordularını aşıp gece sığınmalık bir yer bulmanız gerekir.

Bu hale nasıl mı geldik? İşte o kısımda çok hikaye var ama ortak kısmı şu, kimse Vecna’nın gizlice bu kadar güçlendiğini farkedememişti. Sırların tanrısı diye bilinen bu varlık öğrendiği sırlarla krallıkları birbirine düşürdü, her yerde savaşlar çıkardı ve onlar bu amaçsız savaşı sürdürürken kendi kültistleri ile köy köy gezip kurbanlar verdi, ölmek istemeyen aralarına katıldı. Sonra kasabalara döndü, en son şehirlere girebilecek güçteydiler. Toplu halde evrenin her bir köşesinde sayısız kurban verdikleri bir gece Vecna, ölüm tanrıçası Raven Queen’in yerini almak için saldırdı ve sonrasında ahiretin kapıları kapandı. Ne olduğu bilinmiyor ama o zamandan beri Vecna doğrudan dünya üzerindeki hükmünü bıraktı, Raven Queen de ebedi döngüyü artık yerine getirmiyor. İşte sonrası en kötü kısmı. Çünkü kendisi de bir yaşayan ölü lich olan Vecna, yaşayan ölülerin efendisi olan iblis lordu Orcus ile işbirliği yapmıştı. Çoğu kültist dedikleri varlık, kurban edilip ruhu alındıktan sonra fena güçler ile diriltilmiş iradesiz bedenlerdi. Vecna aradan çekilince Orcus buraya hükmetmeye başladı. Kendisi Abyss’de ebedi savaşlarına devam ederken komutanları buradaki savaşları yürüttü. Önce birkaç tane lich ile başladılar, sonra ruh avcıları dedikleri ekipler zihinsiz zombi orduları yaratmaktansa kalifiye eleman arayışına çıktılar. 2. aşama büyü yapabilen arcane büyücülerinin kafalarından uçan alevli kurukafalar, güçlü rahip ve paladinlerden kara şövalyeler yarattılar. Bu yaratılanlar zihinleri olmayan orduları yönetip güçlü akınlar düzenleyebiliyordu, ruh avcıları denilenler bunlar işte. Fakat asıl arayışları artık tanrısal güçlere ulaşmış büyüleri yapabilen 4. aşama büyücülerdi. İşte onların yakalanıp yeni lichlere çevrilmesi gerekiyordu. İnsanlık savaştı ve direndi, büyük zaferler kazandı ve kutladı. Ama hiçbiri uzun sürmedi, çünkü yendikleri ordu, her ay sonunda kaybettikleri dostları ile birlikte daha güçlü olarak yeniden doğdu.

İşte o zaman medeniyet sona erdi ve insanlık şehirlerden ve artık tüm nüfusu zombilere dönüşmüş kalabalıklardan uzaklaşıp gizli yerleşimler kurdu. Bunlardan en büyüğü ise bizim de içinde bulunduğumuz Bastion. Kıtanın kuzeyindeki dağların tepesinde Pelor’un kutsal ateşinin yandığı bir tapınak ve manastırdı burası. Kalabalıktan kuzeye doğru kaçan insanlık bu ateşi görüp ona doğru koştular, insanlar arasında buranın adı Son Umut Feneri oldu. İlk başta bu yığınlar herkesi çok zora soksa da kısa zamanda bariz bir hiyerarşi belirlendi ve dini yönetim getirildi. En başta insanların yemek ve sularını temizleyebilen ve yaratabilen rahip sınıfı, altında erzak bulma ve korunmayı sağlayan askerler ve zanaatkarlar, en altta ise vasıfsız görülenler. İşte bu vasıfsız olanlar genel olarak çileyi çekerler, bütün gün pelorun kutsal ateşinde yakılıp ruhlarını tüketmek üzere ceset taşıma, surları güçlendirme, su çekme, maden kazma ve benzeri zor işler onların sırtında olur. Ama Bastion’ın sağladığı güven ve karın tokluğu yüzünden bir çoğu bu köleliği zevkle kabul eder. Kimse onları orda zorla tutmaz, ama dışarı çıktıklarında onları bekleyen tek şey ölümdür.

Lumina günlükleri yanında bu hikayeye de yavaştan başlarım diye düşünüyorum. Artık burada 4 ayımızı doldurduk ve dünya daha da zenginleşip şekillendi. Oyunculara spoiler vermeden yazmak zor olmasa gerek, çünkü genelde okuyucuya da spoiler vermemeye çalışıyorum yazarken. İşte o yüzden Lumina günlükleri gözümde biraz sıkıcılaşmaya başladı. Yazdığım bir çok hikaye daha sonuca varmadı, entrikalar çözülmedi, grup bir arayış içinde sağa sola koşuştururken genel bir kaos hüküm sürüyor hikayeye. Yakında işler çözülmeye başladıkça karakter ve konu arkaplanlarını yazıp sahne arkasında neler planlamıştım onları da dökerim. Hatta bulabilirsem dönem dönem yazdığımız karakter içi konuşmaları bile atmayı düşünüyorum. Dilimin akıcı olmadığını ve okumanın yer yer çile olabileceğini biliyorum, ama hala düzenli bir şekilde gelip okuyanınız varsa bana rahatlıkla dünyam ve dünya yaratma hakkında sorular sorabilir.