Gladio Populi artık bu liman şehri Stilben’e doymuştu ve yeni hayatlar peşinde koşacaklardı. Wilfix’le görüşüldü ve kendisi daha ilk gittiklerinde “Birkaç haftaya Westruun’a gitmem gerekli, önemli bir toplantımız olacak.” demişti. Bunu hatırlayan grup ışınlanırken kendisine katılıp katılamayacaklarını sordu ve hayatlarında belki de sadece bir kez deneyimleyebilecekleri bu yolculuk için hazırlanmaya başladı. Tabii ki tonlarca taşınmadığı sürece kar oranı düşük olsa da bildikleri en önemli ticari maldan da paraları yettiği kadar aldılar ve Westruun’a götürdüklerinde gelecek bir avuç tatlı altının hayalini kurdular. Tabii ki taşıdıkları mal hoşlarına gidecek bir şey değildi, çantaları haftalarca ekşi ekşi balina yağı kokacaktı. Artık hazırdılar ve Wilfix eşliğinde ışınlanma çemberinin başındaki memura verdikleri detaylı bilgiler ve sorgu sonunda el ele verildi, gözler kapandı, bir parlama sonrası artık bedenleri yüzlerce mil uzaktaydı. Yurdum Westruun onları hoş karşılayacak mıydı?

Westruun onlar için çok da yabancı bir yer sayılmazdı, Xaeniver’in ailesi hala burada yaşıyordu ve kendisi burada büyüdü, Eklem buradaki kolejde ozanlık eğitimi gördü, Roth ise Kymal ve Whiteruun arası kervanları koruyordu ve köylüleri Sylvar bile buradan 2 gün uzakta yaşıyordu. Tal’dorei kıtasında Doğu kıyısında Stilben ve Batı kıyısı Emon’dan gelen ticaret mallarının birleştiği ve el değiştirdiği yer olan Whiteruun’da yine pazaryeri kalabalık ve canlıydı. Grup özledikleri tatlara koşturup biraz atıştırdıktan sonra Eklem’in tatlı sözleriyle balina yağını daha güzel fiyattan satıp üstüne de eğlenmeye gideceklerdi. Şimdi burada herkes evi gibi görüyor desek de kaçındıkları şeyler vardı, Xaeniver ailesiyle yüzleşmekten korkuyordu ve bu yüzden gnome semtine uğramayacaktı, Eklem ise ailesinden nasıl olsa para gelir diye koleje bayağı bir borç biriktirmişti ve orada görülmek istemiyordu. Wilfix’in işi tabii ki kolejde Arcana Pansophical üyeleri için ayrılmış binada olacaktı, gruba da bir süre yoğun olacağını ama onlar için iş falan çıkarsa ulaşacağını söyledi. Eklem çevreyi bildiği için kolejin hemen önünde kalburüstü bir han olan Sırça Kitap hanında kalacaklarını, notları oraya bırakabileceğini hatırlatmıştı. Grup oturdu, güzel mayalanmış biralarını tokuşturdu ve yeni bir hayatın tadını çıkaracakken Ulrich burada tapınağa uğraması gerektiğini, uzun zamandır ibadetini aksattığını söyleyerek aralarından ayrıldı. (Bu nokta Ulrich karakterinin artık gruptan ayrılışını belirliyor bizim için. Oyuncumuz yeni bir işe girip taşındığı için 4 haftadır zaten karakteri ben yönetiyordum.)

İki gün huzur bile gruba fazla gelmişti, onlar tam yine macera tutkusu ile kaşınmaya başlarken Wilfix yanında bir goblin ile çıkageldi. Kim-Bim adındaki bu goblin ortak dili bozuk da olsa konuşabiliyordu ve kendi iddiasıyla bir druiddi. İsteği aslında Arcana’nın asla uğraşmayacağı bayağılıkta bir durumdu ama İnanç Muhafızlarını kovmaları ile bu işler artık onlara kalmıştı ve zorla yapacaklardı. Tabii ki hala tam üyeleri bu tip işlerle yormazlar, Xaeniver ve Sylvar gibi stajyerleri yanlarında hazine hayali kuran birkaç macerasever ile gönderirlerdi, şu anda da tam bu gerçekleşiyordu. Ahh bizim ahmaklar… Neyse, Kim-Bim kendisi Eklem’e şu anki kabile şefinin kötü bir goblin olduğunu, halkı savaşçı olarak yetiştirip köylere ve kervanlara saldırttığını ama onun bunları durdurabileceğini anlattı. Sonuçta o bir druiddi ve avlanma ve çiftçilik ile halkını besleyebilirdi, bir de insanlarla ticarete başlarlarsa onların çöp olarak gördükleri şeyler goblinler için en lezzetli olanlardı zaten. İnsanların lahana yediklerine hala inanamıyordu, esas leziz olan o lahanaya gelen kurtçuklar ve böceklerdi! Sonuç olarak Kim-Bim halkının ölmesini istemiyordu, sadece şefi indirmeleri yeterdi. Bunlar konuşulurken Wilfix, Xaeniver’i kenara çekip ona bir şeyler fısıldadı. Öncelikle çok detay veremeyeceğini ama Arcana’nın bu bölgede boyutsal anomalileri incelediğini, serbest güç alanlarının oluşup bölge varlıklarını değiştirmeye başladığını anlattı. Sonra da bu goblinin söylediği bir şeyin onların çok dikkatini çektiğini söyledi, ortadan kaldırmaları gereken şef bir büyücüydü! Koboldlarda ejder kanından dolayı sorcererlar sık görülür, goblinler gibi hayvansal ırklarda druidler de çok olası ama arcane büyüye erişimi olan bir goblin çok sıradışı bir durum. O yüzden bu göreve onları gönderdiğini söyleyip isterlerse tüm goblinlerden kurtulabileceklerini, kimsenin onların ticaretiyle ya da varlığıyla ilgilenmediğini, tek önemli olan şeyin bu goblin büyücünün incelenmesi olduğunu anlattı. Ya şef doğrudan (ve gizlice) koleje götürülecekti ki Arcana deneyler yapabilsin, ya da yaşadıkları bölge anomaliler için araştırılacaktı. İnanç muhafızlarının yokluğunda halk zaten tüm kötülükler için Arcana Pansophical’ı suçlamaya can atarken bu tip oluşumlar onların imajını çok zedelerdi. Gördüğünüz gibi çocuklar hiçbir zaman halkın yararına iş yapmazlar, bunda bile hala kendilerini düşünerek hareket ediyorlar. Güvenmeyin Arcana köpeklerine! Yine sinirlenmeden anlatamadım hikayeyi.

Grup sonunda çantalarını aldı ve yola çıktı, gidecekleri yer 3-4 saatlerini almayacağından kamp ekipmanını taşımalarına gerek bile kalmadı. Yolda Kim-Bim ile konuştular, druidlik olayını sorguladılar, o da her hayvana değil ama kendi ırkına bağı olan worga dönüşebildiğini anlattı. Druid büyüleri de sınırlıydı ama yol boyunca bizimkilere (Pass Without Trace – İz Bırakmadan Geç) büyüsünü kullanıp farkedilmeden yaklaşmalarını sağlamıştı. Sonunda vardıklarında kayalık bir dağ yamacında eski bir cüce madenini derme çatma goblin mühendisliği ile onarıp üs olarak kullandıklarını gördüler. Kazıklardan çektikleri bir sur ve ortasında yapılı bir adamın tek omuzla yıkabileceği bir kapı görülüyordu, bunların iki yanında kayalıklara bitişik derme çatma kuleler ve ardında balkonlar da mevcuttu. Surların çevresinde rahat 100 metrelik kısımdaki bütün ağaçlar kesilmiş ve bu şekilde koruluktan sinsice yaklaşılması engellenmişti. İşte bu yüzden grup da belirli bir mesafede kalıp ne yapacakları konusunda Kim-Bim’e baktılar. Onun planı basitti, grup dışarıda dikkatleri üzerine toplayacak, o da büyü etkisiyle kayalıklardan sinsice yaklaşıp içeri sızarak kapıyı açacaktı.

Herkes tamam dedi ama işler böyle kolay mı olacaktı?..