Geri döndüklerinde Wilfix’e durumu anlattılar, üstat derin bir nefes aldı ve rahatladı. Orada buldukları ganimetin onlara yeterli ödül olduğunu söyleyip sırıttıktan sonra uzaklaşacaktı ki dönüp Eklem’e baktı. Ona özelde söyleceği şeyler olduğunu ifade eden mimiklerle niyetini belli edip 10 adım yürüdü. Eklem’e onun aile arayışını kolaylaştırabileceğini, eğer isterse bu konuda uzman bir dostu aracılığıyla aile bireylerine ulaşabileceğini bildirdi. Bir yılı aşkın süredir ailesinden haber alamayan Eklem bunu zevkle kabul etti. Akşama akademiye tüm grup gitti ama uzgörü üstadı Faruqh gelip gruba kendini tanıttıktan sonra Eklem’i de alıp Wilfix ile ayrı bir odaya çekildi. Gerek aksanı gerek görünüşü ile buralardan olmadığını belli eden bu uzun, ince, küpeleri omuzlarına inen, çenesinden inen ince sakalları 4 boğum toplanıp boncuklanmış, gözleri kalın sürmeli, feminen bir konuşmaya sahip bu siyahi adam, Wilfix ve Eklem ayrı odaya çekildiğinde orada olan bitenden grubun devamı da haberdar olamayacaktı. (Yan odada konuşuldu bu kısım)

Gece yarısı olmuştu ve artık herkes için uyku saatiydi. Birinin rüyalarına girmek için kusursuz zamanı beklemişlerdi. Eklem’i rahatlatmaya çalıştılar, görüşmek istediği babasına dair bütün anılarını göz önüne getirmesini ve eğer varsa ona ait bir nesneyi tutmasını istediler. Rünler, mumlar ve tütsüler ile çevrili bir yatak vardı ortada. Eklem yattığında ona rüya sırasında bedeninin garip hareketler yapabileceğini ve bu süreçte zarar görmemesi için onu sabitlemeleri gerektiğini söylediler ve yattığında bilekleri yatağa bağlandı. Sonuçta bu tip güçlü büyüklere alışma zaman alır ve yan etkilerin görülmesi normal karşılanabilir. Eklem direnmedi. Wilfix yanında büyülü sözleri söylerken gözleri kapandı ve yeniden açtığında güzel manzaralı bir yaylada ağacın altına oturmuş, karşıdan gelen babasını bekliyordu.

Lord Robert Oldenburg, her zamanki kendinden emin adımlarla yaklaştı. İkilinin gözlerinde özlem ve mutluluk vardı ama sarılmadılar. Soğuk bir şekilde hatırlar soruldu, herkesin ve her şeyin iyi olup olmadığını öğrenmeye çalıştılar, ama laf en sonunda nasıl şu anda bunu yapabiliyoruza geldi. Babası Arcana Pansophical desteğini duyunca ifadesi değişti, Eklem’e onlara güvenmemesini söyledi. Sonuçta ailesini kullanıp sonra yarı yolda bırakan ve hala susturmak için peşlerinde olan kişilerdi Arcana. Eklem işin farkında olduğunu ve sadece onlara ulaşmak için Arcana’yı kullandığını açıkladı. Babası abisinin kaçıp intikam için Tal’dorei kıtasına döndüğünü ve eğer onunla karşılaşırsa bir aptallık yapmadan onu geri göndermesi gerektiğini söyledi. Eklem nerede olduklarını hiç sormadan vedalaştı ve gözlerini açtı.

Gözünü açtığı anda hafif bir sersemliği vardı ama başında Faruqh “Bakalım herhangi bir hasar vermiş miyiz bu yolculukta.” diyerek bir büyü yapmaya başladı. Büyü sonunda Eklem zihninin kontrolünün elinden alınmaya çalışıldığını hissetti ve dirense de başarılı olamadı. Faruqh sorgulamaya başladı, ailesi neredeydi? Fakat zekice davranan Eklem ve Robert bu konuyu hiç konuşmamıştı ve büyü etkisinde bile Eklem’in verebileceği bir bilgi yoktu. Faruqh sinirlendi, sövdü ve yeni bir büyü daha yapmaya başladı.

Eklem gözlerini açtı ve baş ucunda Wilfix ve Faruqh üstatları yüzlerinde gülümseme ile onu karşıladı. Konuşmanın nasıl geçtiğini sordular, çok mutlu oldular ve aşağı inip çay içtiler. Eklemin az önce yaşananlara dair herhangi bir anısı olmayacaktı.

Ertesi günü grup yeni kazandıkları güçlerle çok daha kazançlı işlere koşabileceklerini düşünüp şehirdeki ilan panolarını gezdiler, hancıları yokladılar ve en sonunda bir elemental büyücü Aidan’ın ilanını buldular. Bir toprak elementinin özünün kristale hapsedilmesi gerekiyordu ve bunun için kendi hayatını tehlikeye atmayacak kadar zeki bir adamdı. Grup gitti, tanıştı ve kristali devraldı. 1 günlük yol sonunda varacakları bir kaplıca kasabasıydı hedefleri. Aidan onlara 5 gün verdi, 5 gün sonunda kristal boş ya da dolu eline ulaşmazsa onları çok rahat bulup kalplerini kırabileceğini hatırlattı. Boş dönerse de kalp kırabilirdi, başarısızlığa tahammülü olmadığını söyledi. Ödül 300 altındı ama eğer 3 gün içerisinde gelirse üzerine fazladan bir şeyler ekleyebileceğini de hatırlattı. Grup Wilfix’e gidip elemental hakkında bilgi aldı sonra vakit kaybetmeden yola çıktı. Sylvar’ın köyünün üstünde olan bu kasabaya gidiş onu da biraz nostaljik yapmıştı ve köyüne gidip görmek istedi. Elemental işi çözüldüğü gibi bununla ilgileneceklerdi.

Kasabaya gidildi. Halk geçimini bu kaplıcalardan sağladığını ve o elemental orada olduğu sürece aç kalacaklarını söyleyip yakındılar. Herkes ortak bir havuzda paralarını toplayıp bir ödül de koymuştu, 100 altın. Grup çaktırmadan sevindi, durduk yerde fazladan para gelecekti. Ertesi gün için biraz plan yaptılar ama doğaçlama yapmak zorunda kalacaklarını biliyorlardı. Elementali öldüremezlerdi ve onu zayıflatıp kristali dokundurarak içine çekmeye çalışacaklardı. Bu elementalin o anda onları öldürmeye çalışacak olması işleri biraz zorlaştırıyordu.

Sabah oldu, kaplıcalara gittiler ama bu günlük hikaye bu kadar, devamı yarın sabaha…